23 Haziran 2014 Pazartesi

En Doğru Şey

Bazen durursun ve "benim burada ne işim var gerçekten" der ve O'na koşarsın. Seni beklemiyordur ve kapıyı açtığında bir "yaaaa" koyuverir. Dünyanın en güzel yaaaaaasıdır o, ve O'na koşman dünyada o an yapılan en doğru şey olmuştur.

Mınıski

8 Haziran 2014 Pazar

(H)Elena'nın Tuhaf Hikayesi

                Üniversite arkadaşım Elena , üniversite hayatı boyunca asistan Ziya'nın derslerini hiç kaçırmamıştı. Elena trakyalıydı ve ben isminin aslında Helena olmasından şüpheleniyordum. Ziya'yı ilk gördüğümde, "neden ki?" diye geçirmiştim aklımdan. Fakat bir gün ders aldığımda adamın gerçekten bir kadını etkileyecek her şeye sahip olduğunu farkettim. Karizmatik bir adamdı, kibardı, fazlasıyla zekiydi, çok düzgündü, yüz hatları kusursuz değildi ama bu onu daha da karizmatik yapıyordu.En bombası da yeşil gözlüydü. Adam bildiğimiz yakışıklıydı.
Elena sürekli Ziya hakkında konuşuyordu. Üniversite hayatı boyunca Elenaya Ziyaya yaklaşması için gaz vermiştim ama Elena yememişti. Ziyayla olma hayalleri kuruyordu, çünkü Ziya Elena gibi pek çok kızın hayallerini süsleyen bir adamdı ama Elena hayallerinin gerçekleşmesi için hiç bir şey yapmadı.
                Üniversite bitip, üzerinden yıllar geçmişti, bu yıllar içinde Ziya, Elenayla aramızda bir geyiğe dönmüştü ama hala Elena onu anarken gözlerinin içindeki ışığı görebiliyordum.
Elenayla bir gün yemek yerken bana "ben flört etmeyi hiç bilmiyorum Mınıski" demişti. Çok komikti, gerçekten kendi anlatımına göre, eğer erkek olsaydı tam bir öküz olacağını düşündüm. Ben de öküzdüm, ama en azından flört etmesini bilen bir öküzdüm. O flört etmesini bilmiyor, yol gösterildiği zamanda beceremiyordu, çünkü flört ederken kendisi olamıyordu.
Bu dönemde Ziya doktora çalışmasına devam etmiş, düzgünlüğünü ve rasyonelliğini sonuna kadar korumuş, ve belli bir oranda da kas yapmıştı. Adam gittikçe daha rasyonel ve daha yakışıklı oluyordu.
                Günlerden bir gün, evimde akşamdan kalma bir şekilde otururken, Elenadan bir mesaj aldım.
-Mınıski! İnanamayacaksın! Çeşmedeyim ve otelde kimle karşılaştım?
-Elena, inan hiç bir fikrim yok
- ZİYA
Kader sanki Elena'nın yüzüne gülüyor diye düşündüm. Bu kadar sene sonra karşısına çıkartıyordu onu. Hem de Elena bir boşluktayken. Bundan sonrasını Elena yaşadığı için, hikayenin bu kısmını onun ağzından anlatmam gerekecek, buyrunuz efendim;

"              Ziyayı gördüm ve gözlerime inanamadım! Okuldayken yakışıklıydı ama yıllar resmen adama yaramıştı bea! Üzerine dar bir tişört giymiş, kas kütlesini yüksek dozda arttırmıştı. Ne yapacağımı bilemedim ve Mınıskiye mesaj attım. Bana çarpışmamı ve sanki o anda tanıyarak "aaa ocam meraba" dememiş söylemişti. Ben ise diri vücudunu daha iyi görmek istediğimden buna bir bardak su ekledim.  Bardan aldığım bir bardak suyla telefonumla ilgilenir gibi üzerine yürüdüm, çarptım ve suyu üzerine döktüm. Tişörtü sırılsıklam olmuştu ve vücut atları son çizgisine kadar görünüyordu.
-AGHH FFFFF! Dikkat etsenize biraz canım!
-Aiiiiyyy çok pard...
-=?^+%(=(^+)(%
Söylenip gitti, tanımışım gibi yapamadım bile. Arkasından baka kaldım. Aklımdan "acaba birde arkadan mı çarpıp su döksem bea" diye geçirdim, çok sıkı bir kıçı vardı ve dokunmak için can atıyordum bea. Hem belki bu sefer tanımışım gibi yapma fırsatı bulurdum, ya da belki dayak yerdim. Evet evet, bu teelikeliydi ve bunu yapmamaya karar verip onu uzaktan izlemeye koyuldum.
Şişman, bastıbacak , fırça saçlı, er yeri koca koca benli, çingene gibi bir kadının yanına gitti. Bu karı ne bea diye düşünürken birden parmağındaki parlak nesneyi fark ettim. Aniden yaşadığım aydınlanma sonucu ağzımdan "yüzük o bea" kelimeleri döküldü. Yıkılmıştım. Kader yıllar sonra karışma platonik aşkımı çıkarıyor, ama evli çıkarıyordu bea. Kaderin kötü bir espri anlayışı vardı.
                Ertesi gün Ziyayı iç biyerciklerde bulamadım, üzgün üzgün Mınıskiye mesaj attım, gitti eralde diye. Fakat sonra otelde bir konferans olduğunu farkettim. Konferans salonu büyüktü ve kapı kapalıydı. Belliki bir konferans vardı, ve Ziya rasyonel bir akademisyen olduğu için, kesin bu toplantıda olmalıydı.
Resepsyona gittim, yoğun ısrarlar ve bir miktar başiş karşılığında Ziyanın kaldığı odayı buldum. Evet ala çek aut yapmamıştı ve konferansa gelmişti! Yarabbii çok zekiydim.
Tüm üniversite ayatım boyunca Ziyanın da bana platonik aşık olduğunu biliyordum ve öğrencisiyle ilişkiye girmeyecek kadar edepli olduğunu da biliyordum. Ama kader bizi tekrar bir araya getirmişti işte bea! Emencecik planımı yaptım. Sinsice odasına girmenin bir yolunu buldum, girip valizini topladım, kendi odama gidip kendi valizimi de topladım. Birlikte geldiğim arkadaşlardan birine "bir iyiliğe itiyacım var ama iç bişi sormayacaksın bea" dedim, kabul etti. Ona borçlanmıştım.
O dışarıda arabada motor çalışır, sevgilimle benim valizlerim arabada beklerkene, ben planın en önemli kısmına başladım; şişkoyu aradan çıkar bea.
En resmi kıyafetlerimi giymiştim ve büyük bir özgüvenle konferans salonuna girip "Şişman anıma telefon var bea" dedim, böylece onu oradan çıkartıp, bir odaya götürüp bağlayıp Ziyayla birlikte kaçabilecektim. Konferansın "Şişman karılar reabilitasyon ve destek" konferansı olduğunu nereden bileyim bea! Cancağızımı zor kurtarıp kendimi dışarıya attım, koşarak dışarıda beni bekleyen arabaya bindim ve "çabuk! ava alanına bea" dedim.
                Yarı yoldayken aklıma geldi. Ziya'nın valizi bendeydi bea! Üniversitede ala öğretim görevlisi olduğundan, websitesinde telefonunu bulabilmiştim. Bilinmeyen numara olarak aradım;
"Valizin elimizde, bir daha görmek istiyorsan, o buzağını otelde bırak, yalnız başına hava alanına gel, 1 saatin var bea" dedim kapadım.
1 saat sonra aradığımda ava alanına gelmişti. Sonunda sevgilimle kaçabilecektim. Ona erşeyi anlatacaktım, ve zaten o da severek benimle kacaçaktı bea.
Buluştuk. Bir boğa gibi bana doğru geliyordu. "Meraba Ziya, naber bea?" dedim. Beni görünce durakladı. Platonik aşkını yıllar sonra görünce şok olmuştu tabi. "Helena?" dedi "Evet ya Elena" dedim. Şaşırmıştı, "valizim niye sende?" dedi, "uçak biletlerimiz azır bea, bırak o buzağını, kaçalım gidelim buralardan" dedim, çok nettim, kendime güveniyordum, güvenmemem için iç bir sebep yoktu bea!
"O buzağı benim kardeşim Helena!" dedi.
"Hahahah. N.. N. Neeey?" dedim.
Çantasını ızlıca aldı elimden, kıpkırmızı olmuş suratındaki öfkesiyle ve tıpkı bir deniz gibi olan yeşil gözleriyle bana baktı. Bir an ayatım film şeridi oldu geçti gözcağılzarımın önünden. Sonra bir karartı.Bayılmışım bea!
Ziyam gitmiş, sonsuza kadar bir daa göremeyeceğim şekilde gitmiş, em görsem de benden nefret ediyor olarak gitmiş, ben ise yepiyeni bir dünyaya uyanmıştım. Pişman değildim ve en azından artık platonikliğimi de üzerimden atmış, raat raat yeni limanlara yelken açabilirdim bea!"

-Elena
-Efendim Mınıski?
-Bu bugüne kadar bana anlatılan en saçma hikayeydi