Çok
yalnızdı. Etrafında bir sürü adam olmasına rağmen, yine de yalnızdı. Erkekler
ilgisini çekmek için birbirleriyle yarışıyordu ve o bundan keyif alıyordu,
fakat bu, yalnızlığını gidermiyordu.
Pek çok farklı insanla pek çok farklı mekanlara gidiyordu.
Devamlı yeni insanlarla tanışıyor, eğleniyor, dans ediyor, şen kahkahalar
atıyor, sakarlıklar yapıyor, daha da çok gülüyordu.
Diğer kadınlar onu her zaman kıskanırdı. Onu gören kadın
resmen tıslar, tehdit algılar kötü bakışlar atar, sevgilisi varsa onu koruma
altına alırdı. O onları umursamazdı. Yoklarmış gibi davranır, onları daha da
çıldırtırdı. O kadınlar gibi kendisine güvensiz değildi. Doğal hali buydu ve
erkekleri çeken de onun bu doğal haliydi.
Kadınlık iç güdüleri fazla yoğundu. Bakımlıydı, hem de çok
bakımlıydı. Girdiği her ortamda mutlaka dönüp ona bakardınız. Bu onun uzmanlık
alanıydı. Sizi isterse, alırdı.
Onu
uzun yıllar sonra tekrar gördüğümde, etkisine aynı şekilde kapılmıştım. Çok
kadındı, hormonlarınızı hareketlendiriyordu. Ben beyefendi olma çabasıyla ona
yaklaşırken, o hanımefendilikten uzak, gayet rahat, ama hala çok çekiciydi.
Diğer erkekleri de çeken doğal halindeki rahatlığına bende kapılmıştım işte.
Tüm erkekler aynı boktuk. Belirli bir formülümüz vardı, doğru uygulandığında
aklımızı başımızdan alan. O bu formülü çok önceleri ezberlemişti.
Onu diğer kadınlardan farklı kılan özelliği, bana en çekici
gelen yanı, sadece zekiliği değil, ki bazı durumlarda pek zeki olduğu
söylenemezdi, bilgeliğiydi. Birbirimizin yanında çok rahattık. Aramızda
reddedilmesi imkansız bir çekim vardı. Onu istiyordum, onun da beni
istediğinden emindim, hala daha eminim, ama bu çekim rahat olmamızı
engellemiyor, aksine rahat oldukça daha çok birbirimize çekiliyorduk.
Bir keresinde, ona "peki bana verir miydin?" dedim,
pis konuşmayı seviyorduk, ahlaksızdık, ve birbirimizle iğrenç konuşuyorduk, ama
bu bizi daha da komik yapıyordu. "O vermek değildir Mınıski,
paylaşmaktır" dedi. Bu cümle, bu basit cümle, ilişkilere bakış açımı değiştirmişti. Etkilendim. Bu lafın üzerine her hangi bir şey
söyleyemedim. Yavaş yavaş kafamı sağa sola sallayarak alkışlamaya başladım.
Sonra ayağa kalktım ve daha hızlı şekilde alkışladım. Şaşkınlıkla beni izledi,
sonra birbirimize bakıp kahkaha attık.
Bana göre romantik bir buluşmanın sonunda, donumuza kadar
ıslandığımız bir yağmura yakalanıp İstiklal caddesinde kuytu bir köşeye
sığındık. Sırılsıklamdık, birbirimizi istiyorduk, ve vücutlarımız birbirine
değerken ağızlarımızın arasında çok kısa bir mesafe vardı. Çenesinden nazikçe
yukarı kaldırdım ve dudaklarına uzandım. Hormonlarım alarm halindeydi. O
sağanak yağmurda üzerime düşen damlalar sanki anında buharlaşıyordu.
Kafasını çevirdi
"Ama..." dedim "Ama neden?"
"Biz seninle arkadaşız Mınıski" dedi. Eminim bu
hayatında en çok pişmanlık kurduğu cümleydi.
"Saçmalama" dedim, birden artık yağmur
damlalarının buharlaşmadığını fark ettim, daha çok başımdan aşağıya dökülen
soğuk bir duş gibiydiler.
"Seninleyken kendimi kadın gibi hissetmiyorum
Mınıski" dedi, bu yüzden bu kadar rahat davranıp pis konuşuyordu.
Çok kızdım, benim için ağır bir hakaretti bu! Ben ona karşı
hep bir beyefendi olmuştum, sinirime yenik düştüm;
"Sana hanımefendi gibi davranıldığında kendini kadın
gibi hissedemiyor musun? Kadın gibi hissetmen için illaki sana kevaşeymişsin
gibi mi davranmam lazım?" dedim. Bana göre benim bir kadına hayatımda
söylediğim en sert cümleydi. Gelişine vurmuştum.
"Ben kevaşe olmayı seviyorum Mınıski" dedi. Benim
yanımda o kadar rahattı ki...
Gülümsedik birbirimize, sonra ben bir kez daha onu öpmek
istedim, suratıma geğirdi, tutamamıştı. İfadesiz suratlarla birbirimize baktık
ve insanların dikkatini çekecek kadar yüksek sesle kahkaha attık. Uzun süre
durmadı kahkahamız.
Harika bir kadındı. Hem bilge, hem de politikti, ona
"peki bana verir miydin?" diye soruduğumda bana bir cevap vermediğini
fark ettim. Beni istiyordu, ama arkadaş bölgesine almıştı. Bu normalde müsaade
etmeyeceğim bir durumdu. Ama o bilgeydi.
Arkadaş olduğumuz süre içerisinde hayatından bir sürü adam
geçti. Hepsini kıskandım, o da benim hayatımdaki kadınları kıskandı. Ama
arkadaş olduğumuz süre içerisinde, o artık yalnız değildi ve ben Mınıski, ben de
artık yalnız değildim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder