28 Nisan 2014 Pazartesi

O

Çok yakın bir arkadaşım tanıştırmıştı bizi. Harika olacağımızı düşünmüştü. İlk tanıştığımız anı hiç unutmadım, sorguya çekilir gibiydim, hızlı hızlı sorular sormuştu bana. Çıktığımızda arkadaşıma “benden nefret etti” demiştim. Etmemişti, kısacık bir süre boyunca bana göre çok harika vakit geçirdik. Yumuşak huylu bir adamdım ben, çoğu zaman geçinmesi kolay. O ise... o kadar harikaydı ki, bir şekilde anlaşırdık biz bence...

Anlaşamadık

Hayatımdan çıktığında bana tek kalan aşırı yükseltilmiş standartlarım olmuştu. Deniyordum. Birilerini öyle isteyebilmek için uğraşıyordum, yeni yeni insanlarla tanışıp sayısız kadınla flört ediyordum. Kadınlar flört etmeyi severdi, bende iyi flört ederdim. Ama sonunda hiç birinde o standartları yakalayamaz, onlardan sıkılırdım.
Bu bir süre böyle devam etmişti ve öyle gereksiz insanlarla tanışmıştım ki bu sürede, standartlarım daha da yükselmişti. Kendimi pek çoğu için fazla iyi görmeye başlamıştım, o halde benimde daha yüksek beklentilerim olacaktı.
Evet bu Egoydu. Bunun farkındaydım, ama saf ego değildi, en azından haksız yere ego değildi. Karşılığını bulduğumda ise uçup gidecekti, emindim. Kesinlikle yanlış insanlarla tanışıyordum. Yüksek standartları olan bir insanın standartlarını düşürme çabasıydı belki de bu, ama her seferinde ters tepiyordu.
                Kalabalık bir şekilde oturuyorduk. İçeriye girdi. Çıkık ve yuvarlak poposunu ancak kapatan bir şortu, düzgün bacaklarını saran koyu renk bir naylon çorabı ve ayağında botları vardı. Seksiydi. Seksiydi ve badass bir görüntüsü vardı. "Oh la la pek leziz" diye geçirmiştim içimden. Onun pek bişi geçirdiği olmamıştı gördüğüm kadarıyla.
Sohbet etme fırsatım olmuştu. Pek badass değildi, ama bu ondan pek bişi götürmemişti. Onu ısırmak istiyordum, ısırmak ve vereceği tepkilere gülüp tekrar tekrar tekrar ısırmak!
Benden çok da farklı değildi aslında. Ben kadınların problem olduğunu düşünüyordum, o ise erkeklerin. Tıpkı benim gibi onunda hayatına girmiş çıkmış olanlar ona bu fikri vermişti. Benden farkı, ben her kadını tanıdıktan sonra “bu da aynı bokun laciverti” derdim, o en başından “hepiniz aynı boksunuz” derdi. Benim yöntemim biraz daha insaflıydı sanki. O benim gibi egolu değildi. O egonuzu küçük görüp minik ayaklarıyla üzerinden geçecek tarzda birisiydi. Ben egoluydum ve o ayaklarını benim egomun üzerindende eksik etmemişti.
Onu istemiştim. Nedenini bilmiyordum. Sebep poposumuydu? Bende yarattığı ısırma hissimiydi? Yoksa egomu çiğneyip geçmiş olmasımıydı? Belki de o gülümsediği zaman kuşların cıvıldamasıydı, emin olamazdım.


Hala daha emin değilim, ama şunu biliyorum, O’nun kadar harika değildi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder