Çok yakın bir arkadaşım tanıştırmıştı bizi. Harika
olacağımızı düşünmüştü. İlk tanıştığımız anı hiç unutmadım, sorguya çekilir
gibiydim, hızlı hızlı sorular sormuştu bana. Çıktığımızda arkadaşıma “benden
nefret etti” demiştim. Etmemişti, kısacık bir süre boyunca bana göre çok harika
vakit geçirdik. Yumuşak huylu bir adamdım ben, çoğu zaman geçinmesi kolay. O ise...
o kadar harikaydı ki, bir şekilde anlaşırdık biz bence...
Anlaşamadık
Hayatımdan çıktığında bana tek kalan aşırı yükseltilmiş
standartlarım olmuştu. Deniyordum. Birilerini öyle isteyebilmek için
uğraşıyordum, yeni yeni insanlarla tanışıp sayısız kadınla flört ediyordum. Kadınlar
flört etmeyi severdi, bende iyi flört ederdim. Ama sonunda hiç birinde o
standartları yakalayamaz, onlardan sıkılırdım.
Bu bir süre böyle devam etmişti ve öyle gereksiz insanlarla
tanışmıştım ki bu sürede, standartlarım daha da yükselmişti. Kendimi pek çoğu
için fazla iyi görmeye başlamıştım, o halde benimde daha yüksek beklentilerim
olacaktı.
Evet bu Egoydu. Bunun farkındaydım, ama saf ego değildi, en
azından haksız yere ego değildi. Karşılığını bulduğumda ise uçup gidecekti,
emindim. Kesinlikle yanlış insanlarla tanışıyordum. Yüksek standartları olan
bir insanın standartlarını düşürme çabasıydı belki de bu, ama her seferinde
ters tepiyordu.
Kalabalık
bir şekilde oturuyorduk. İçeriye girdi. Çıkık ve yuvarlak poposunu ancak kapatan
bir şortu, düzgün bacaklarını saran koyu renk bir naylon çorabı ve ayağında
botları vardı. Seksiydi. Seksiydi ve badass bir görüntüsü vardı. "Oh la la pek
leziz" diye geçirmiştim içimden. Onun pek bişi geçirdiği olmamıştı gördüğüm
kadarıyla.
Sohbet etme fırsatım olmuştu. Pek badass değildi, ama bu
ondan pek bişi götürmemişti. Onu ısırmak istiyordum, ısırmak ve vereceği
tepkilere gülüp tekrar tekrar tekrar ısırmak!
Benden çok da farklı değildi aslında. Ben kadınların problem
olduğunu düşünüyordum, o ise erkeklerin. Tıpkı benim gibi onunda hayatına
girmiş çıkmış olanlar ona bu fikri vermişti. Benden farkı, ben her kadını tanıdıktan
sonra “bu da aynı bokun laciverti” derdim, o en başından “hepiniz aynı boksunuz”
derdi. Benim yöntemim biraz daha insaflıydı sanki. O benim gibi egolu değildi.
O egonuzu küçük görüp minik ayaklarıyla üzerinden geçecek tarzda birisiydi. Ben
egoluydum ve o ayaklarını benim egomun üzerindende eksik etmemişti.
Onu istemiştim. Nedenini bilmiyordum. Sebep poposumuydu? Bende
yarattığı ısırma hissimiydi? Yoksa egomu çiğneyip geçmiş olmasımıydı? Belki de
o gülümsediği zaman kuşların cıvıldamasıydı, emin olamazdım.
Hala daha emin değilim, ama şunu biliyorum, O’nun kadar
harika değildi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder