24 Temmuz 2016 Pazar

Don't You Love Her Madly?

İlk kez aşık olduğum zamanı hatırlıyorum. Sonu benim için travmatik bitmişti. Hayatımda ilk kez her şeyimle sevmiş, bütün ilgimi alakamı zamanımı ona vermiş, bir dediğini iki etmemiştim. Beni aldattığında ve “evet yaptım ve pişman değilim” benzeri bir e-mail ile kendisini rahatlatmaya çalıştığında aldatılmanın etkisi sadece bu bencil fahişenin kendisini rahatlatması uğruna katlanmıştı. Beni azıcık düşünmemiş, benden daha iyisini bulduğunu düşündüğü zaman benden ayrılmadan bir ilişkiye başlamıştı. Bu yapılabilecek en alçakça şeylerden biriydi. Aylarca bunun ıstırabıyla yaşadım. Bir süre sonra bana döndüğünde onu kabul ettim, çünkü bende aşağılık bir adamdım. Onla bir araya gelmemi utancımdan insanlara söyleyemeyip bir yalanı yaşadım. Fakat şunu fark etmiştim; ona hiç değer vermiyordum. Beni bırakan yine kendisi oldu, ancak bu bırakmasında aldatma olmamıştı; konuşarak benden ayrıldığında resmen bayram etmiştim.
İlk aşık olduğum bu bencil fahişenin yapmış olduklarından ötürü, hayatımda bir daha kimseye güvenmemiştim. Aslında daha çok umursamamıştım. Kimseyi sahiplenmez, ilişkilerimde kadınların beklentisini karşılamaktan çok kendi beklentilerimin karşılanmasını beklerdim. Bu bencilceydi fakat varsın bencil olsundu. Bombok bir dünyada yaşıyorduk ve bu dünyada yaşayabilmek için biz de bombok bir hal alıyorduk.

               Arada bir aşkı hissederdim. Özgürlüğüne düşkün biri olmama rağmen hissederdim. Aşk kuşları gibi. Aşk kuşları asla uçmazlar. Aşk kuşları aşk yaşarlar, hiçbir zaman uçmanın verdiği özgürlük hissini tatmadan. Ben uçmanın özgürlüğünü çok iyi tatmıştım ve aşkın bunu elimden alacağından korkuyordum. Çoğu denememde de tam olarak böyle oldu.
Hepsi aynı bokun soyundandı. Bunu onlara söylediğim zaman da “Beni öteki kızlarla karşılaştıramazsın Mınıski! Ben öteki kızlar gibi değilim!” derlerdi. Öteki kızların yaptığı şeylerin birebir aynılarını yapıyor olmalarına rağmen, hatta “ben öteki kızlar gibi değilim” demeleri bile öteki kızların dediği bir şeydi.

Bu tip kadınlarla çok fazla zaman harcarken, gerçekten ilk seferine yaklaştığım aşk hislerinde vurdumduymaz olmuştum. Bir şeyi istiyorsam, gider alırdım. Cinsellikte de böyle olurdu, ama aşkta hiç böyle olmadı. Aşk söz konusu olduğunda, bir şeyi istiyorsam, onu alamıyordum. Aşk kuşu olma korkusu içime öyle bir işlemişti ki…

               Aşk söz konusu olduğunda, The doors şarkısı gibi oluyordum; O’na deli gibi aşık değil misin? O’na çok kötü ihtiyacın yok mu? Kapıdan çıkıp giderken O’na deli gibi aşık değil misin?

-Mınıski?

-Efendim Carandes?

-O’na deli gibi aşıksan niye kapıdan çıkıp gidiyor?

-Çünkü bunu bilmiyor

-Seni gerizekalı, niye bunu O’na söylemiyorsun?

-Çünkü henüz kendime bile söylemedim Carandes

-Yemin ediyorum gerizekalısın Mınıski! Bu kaçıncı!

Viskimden bir yudum alıp ağzımda gezdirdikten sonra yuttum. Islak puromdan bir nefes çektim; çok değil Carandes, emin ol çok değil.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder