20 Mart 2014 Perşembe

Güzel bir gün

... Kalkıp banyoya doğru yürürken arkasından bakmadan edemedim. Tanrım şahane kalçaları vardı! O duşa girerken ıslak puromu yaktım, ve kendime bir kadeh daha viski koydum. Dünyada hiç bir problem yoktu sanki, her şey şu anda şahane gözüküyordu. Hayır tek bir problem vardı. Leş gibi terliydim ve kokmaya başlıyordum.
Buz dolabından bir şişe bira alıp banyoya daldım, şaşırdı, ne oluyor gibilerinden bir yüz ifadesiyle bana baktı. Birayı ona uzattım ve yanına girdim, eğilip küvetin tıpasını tıkadım. Fikrin hoşuna gittiğini suratından görebiliyordum. Sıcak su yükselmeye başlarken ne kadar ucuz otel şampuanı varsa hepsini suyun içine boşalttım. Kadınlar köpükleri severdi.
Sıcak ve köpüklü suyumuzun içine yerleştiğimizde ben sessizce yüzüne bakıp ıslak puromu tüttürürken, o boktan hayatından bahsetmeye başladı. Her zaman boktan bir hayat hikayeleri olurdu ve her zaman anlatırlardı. Viskiden bir yudum aldım, buz yokken çokta keyif vermiyordu ama en azından hala sertti. O anlattıkça dinledim. Hepsini dinlerdim. Hayatı babasıyla kavga etmekle geçmişti. Anlaşamıyorlardı bir türlü. Puromun külünü küvete silkeledim, kuvvetli bir nefes çektim. Baba problemleri... Burada bile baba problemleri çeke..

“Dün babamın ölüm haberini aldım Mınıski”

Çektiğim kuvvetli nefes öksürüğe dönüştü. Yüzüne baktım, ifadesizdi. Buruktu. Çok da umurunda değilmiş gibi gözükmeyi deniyordu, ya da anlatacağı kimsenin çok umurunda olmayacağı için öyle gözükmeyi tercih ediyordu. Kolumu açtım, bana doğru geldi, sırtını bana yasladı ve ona arkasından sarıldım. Uzunca bir süre öylece oturduk. Hiç bir şey söylemeden. Ağlamadı. Muhtemelen yirmi üç bombok yıllık hayatında bir ömre yetecek kadar göz yaşı dökmüş olduğundan ağlamıyordu.
Bir nefes daha çektim, adaletini sikeyim dünya, hayatıma giren pek çok kızdan daha düzgün bir insandı bu kız, ve bu durumdaydı. Hak etmediğini düşündüm. Hayatları hiç bir şeyden memnun olmayıp şikayet etmekten ibaret olan, ye-iç-sarhoş ol boşluğunda yaşayan, zengin birisine kapak atayım da hayatım boyunca hiç bir şey yapmak zorunda olmayayım diye düşünen bir çok kız varken, bu fahişe gözüme çok daha temiz gözüküyordu. Hiç olmazsa dürüsttü. Neden burada olduğunu sorduğumda, “para” demişti. Babasıyla son kavgasından beri kendi hayatını kazanmak için çabalamış, ama sözde “namuslu” işlerde aylık 300 dolar kazanırken, fahişelik yaparak gece de 100 dolar kazanmayı tercih etmiş.
Fahişelikten herhangi bir diğer meslek gibi bahsediyordu. Yani bu onun için öğretmenlik, insan kaynakları ya da aklıma gelmeyen sikik bir sürü başka işten bir tanesiymiş gibi. Tıpkı diğerleri gibi, o da daha iyi para kazanacağı bir iş olsaydı, fahişelik yapmayı o gün bırakırdı ve işte bu yüzden, daha iyi bir iş bulamıyordu. Çünkü bu kız kendi branşında kariyerinin en üst seviyesine çıksa, ülkesinde alacağı para burada kendini becertmekten daha az olacaktı.
Benim ona acıdığım, üzüldüğüm kadar o kendisine acımıyordu. Bu gerçeğin ışığında küvetten çıktım, kurulandım, viskimi diktim ve fahişeyi bir kez daha becerdim ve daha sonra bahşişiyle birlikte parasını verip gönderdim. Arkasına bile bakmadı. Bakmasını da istememiştim zaten.

Terlemiş ve çırılçıplak, bir puro daha yaktım, darmadağın olmuş karanlık odada yatağa uzanıp kendime bir viski daha doldurdum ve Pink Floyd açıp bir sik yapmadan öylece yattım. Bugün güzel bir gün olmuştu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder