18 Mart 2014 Salı

Yüksek beklentiler, yüksek hayal kırıklıkları

...Bana ayaklarının ne kadar güzel olduğundan, vücudunda en beğendiği yerinin ayakları olduğundan ve yüksek topuklu ayakkabılarından bahsedip duruyordu. O sanki çok gizlediğim bir şeyi çözmüşte, zayıf noktamı yakalamış gibi üzerime oynuyordu. Halbuki ayak fetişisti olduğumu tanıştığım her kadının mutlaka anlayacağından emin olacak sinyalleri ben verir, onları bu konuda manipüle ederdim.Özellikle kızlar ortalama güzellikteyse, belki daha çok ilgilendiğim yerleri güzeldir diye lafı bir şekilde buraya ben getirirdim.
O kadar boş şeylerden bahsediyordu ki, dışarıdan gülümseyip "hıhı, evet evet haha" dememe rağmen, içimden burada ne bok yediğimi sorguluyordum. Bir kaç sene önce de flörtleşmiştik ve ben neden bir anda kesilip hiç sevişmediğimizi hatırlayamıyordum, ama o boş ağzını açtıkça, neden olduğunu hatırladım. Bu kadar boş bir insanla sevişemezdim, bunu yapmamalıydım. Bu açıkça kendi erkeklik onuruma hakaretti. Sadece seks yapmak için, hayatı şikayet ve laf sokmaktan oluşan ortalama güzellikte olan bir bok parçasına prenses gibi davranmak? Bu gerçekten alçakçaydı.
Ara ara yine bana anlamadığım şeylerden laf sokmaya çalıştı, genel olarak erkeklerle alakalıydı sanırım problemi, yalnızca ben olamazdım bu kadar bahsettiği şeylerin kaynağı. Daha derinden geliyordu şikayetleri, ben onla sadece üç dört kere görüşmüştüm, bana neden bunları anlatıyordu ki?
                Yine bir gün evime yakın bir kafede buluştuk. Evi uzaktı, bu akşam evine dönmeyip bende kalacaktı, bende ballandıra ballandıra anlattığı ayaklarını görecek, sonra da ona hayatının akşamını yaşatacak ve sonra onla ilgilenmemeye başlayacaktım. Şikayet edip duracaksa en azından iyi bir sebebi olmalıydı.
Kahve içip gayet "arkadaş" gibi takılarak evime geçtik, ve eve geldiğimizde ayaklarını gördüm. Tanrım, bunlar vücudunun en beğendiği yeriyse, vücudunu kesinlikle görmek istemiyordum. Suratım asıldı ve bir anda aksi piçin teki oldum. Bütün moralim bozulmuştu, geceyi fazla uzatmadan yorgun olduğumu, yatmak istediğimi söyledim, heveslendi, ve yastığımı yorganımı alıp çekyata geçtim.
Bozulduğunu görebiliyordum ama benden fazla bozulmuş olamazdı. Hayatımda en sevmediğim şey beklentimin yükseltilip vadedilenin boş çıkmasıdır. Zaten güzelliğin anca götümle yarışıyor, kafan zaten bomboş, hayatında bomboş, neden ben be kevaşe! Siktir git sana atlayacak senin kadar boş milyon tane abaza var!
Gece bir kere, "ya evinden garip garip sesler geliyor fffff ne biçim ev korkuyorum ben" diyerek kalorifer borularının genleşmesinden gelen sesten şikayet ederek ve çok sevdiğim evime laf söylerek  -evet o boş kafasıyla bunun işe yarayacağını düşündü heralde- yanına gitmemi ima ettiyse de, benden aldığı tek cevap "yat uyu amına koyayım" oldu.

Bir daha birbirimize merhaba bile demedik, muhtemelen demeyeceğiz de, ama şunu biliyorum ki, bir kaç sene sonra tekrar karşılaşırsam, kendi kendime "biz neden hiç sevişmedik" diye sormayacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder