...Bana ayaklarının ne kadar güzel olduğundan, vücudunda en
beğendiği yerinin ayakları olduğundan ve yüksek topuklu ayakkabılarından
bahsedip duruyordu. O sanki çok gizlediğim bir şeyi çözmüşte, zayıf noktamı
yakalamış gibi üzerime oynuyordu. Halbuki ayak fetişisti olduğumu tanıştığım
her kadının mutlaka anlayacağından emin olacak sinyalleri ben verir, onları bu
konuda manipüle ederdim.Özellikle kızlar ortalama güzellikteyse, belki daha çok
ilgilendiğim yerleri güzeldir diye lafı bir şekilde buraya ben getirirdim.
O kadar boş şeylerden bahsediyordu ki, dışarıdan gülümseyip
"hıhı, evet evet haha" dememe rağmen, içimden burada ne bok yediğimi
sorguluyordum. Bir kaç sene önce de flörtleşmiştik ve ben neden bir anda
kesilip hiç sevişmediğimizi hatırlayamıyordum, ama o boş ağzını açtıkça, neden
olduğunu hatırladım. Bu kadar boş bir insanla sevişemezdim, bunu yapmamalıydım.
Bu açıkça kendi erkeklik onuruma hakaretti. Sadece seks yapmak için, hayatı
şikayet ve laf sokmaktan oluşan ortalama güzellikte olan bir bok parçasına
prenses gibi davranmak? Bu gerçekten alçakçaydı.
Ara ara yine bana anlamadığım şeylerden laf sokmaya çalıştı,
genel olarak erkeklerle alakalıydı sanırım problemi, yalnızca ben olamazdım bu
kadar bahsettiği şeylerin kaynağı. Daha derinden geliyordu şikayetleri, ben onla
sadece üç dört kere görüşmüştüm, bana neden bunları anlatıyordu ki?
Yine
bir gün evime yakın bir kafede buluştuk. Evi uzaktı, bu akşam evine dönmeyip
bende kalacaktı, bende ballandıra ballandıra anlattığı ayaklarını görecek,
sonra da ona hayatının akşamını yaşatacak ve sonra onla ilgilenmemeye
başlayacaktım. Şikayet edip duracaksa en azından iyi bir sebebi olmalıydı.
Kahve içip gayet "arkadaş" gibi takılarak evime
geçtik, ve eve geldiğimizde ayaklarını gördüm. Tanrım, bunlar vücudunun en
beğendiği yeriyse, vücudunu kesinlikle görmek istemiyordum. Suratım asıldı ve
bir anda aksi piçin teki oldum. Bütün moralim bozulmuştu, geceyi fazla
uzatmadan yorgun olduğumu, yatmak istediğimi söyledim, heveslendi, ve yastığımı
yorganımı alıp çekyata geçtim.
Bozulduğunu görebiliyordum ama benden fazla bozulmuş
olamazdı. Hayatımda en sevmediğim şey beklentimin yükseltilip vadedilenin boş
çıkmasıdır. Zaten güzelliğin anca götümle yarışıyor, kafan zaten bomboş,
hayatında bomboş, neden ben be kevaşe! Siktir git sana atlayacak senin kadar
boş milyon tane abaza var!
Gece bir kere, "ya evinden garip garip sesler geliyor
fffff ne biçim ev korkuyorum ben" diyerek kalorifer borularının
genleşmesinden gelen sesten şikayet ederek ve çok sevdiğim evime laf söylerek -evet o boş kafasıyla bunun işe yarayacağını
düşündü heralde- yanına gitmemi ima ettiyse de, benden aldığı tek cevap
"yat uyu amına koyayım" oldu.
Bir daha birbirimize merhaba bile demedik, muhtemelen
demeyeceğiz de, ama şunu biliyorum ki, bir kaç sene sonra tekrar karşılaşırsam,
kendi kendime "biz neden hiç sevişmedik" diye sormayacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder