Flört
etmeyi seviyordum. Çok da standart bir kız tipim vardı. Açık kumral, orta
boylarda-1.65 civarı iyidir- , sevimli yüzlü, düzgün vücutlu, düzgün vücut
derken de kadınların anladığı düzgün vücut değil, gerçekçi düzgün vücut, yani
hafifçe göbeği , ufak göğüsleri olabilirdi, dışarıdan baktığınız zaman bariz
bir kusur göze batmayan vücuttu beklediğim, 90-60-90 gibi bir beklentim yoktu.
Hayatıma giren kızların hepsi bu standartlara bir
yerlerinden uymuştu. Fakat bu standartların yanlarında getirdiği mutlaka bir
yan etki vardı; tümünde, evet abartmıyorum, tümünde baba problemleri vardı ve
hayatlarının belirli dönemlerinde anti-depresan kullanmışlar, ya da hayatımda
oldukları dönemde kullanıyorlardı.
Bunun iki anlamı olabilirdi; ya ben sorunlu kız mıknatısıydım,
ya da ben sorunlu kızlardan hoşlanıyordum. Bilge bir arkadaşımla, kendisi
psikoloji okumuş başarılı bir insandır, bu konuda konuştuğumda, ikinci şık
olduğuna karar verdik ve buna şuradan ulaştık; hayatım boyunca eskimiş
kullanılmayacak, hurda diye bakılan şeyleri alıp tamir etmeyi ve kullanmayı
sevmişimdir. İnsanlar bilgisayarlarından müzik dinlerken ben ciddi paralar
verip bir pikapı tamir edip plaklar alarak müzik dinliyordum. Herkes son model
arabalardan bahsederken ben kendi garajımda 70 model bir Corvette’i restore
etmekten bahsediyordum.
Görünüşe bakılırsa ilişkilerde de bu şekilde davranıyordum.
Kırılmış, sorunlu kızlar ilgimi tıpkı bozulmuş, sorunlu bir otomobil gibi
çekiyordu. Onları garajıma kapatıp onlarla ilgilenip sorunsuz hale getirmek
istiyordum. Tabii ki hiç bir zaman böyle olmadı. Bunun sebebini de kendi
kendime sorgularken, başka bir “bilge” arkadaşımın ettiği bir lafı duydum;
“Kadınlar drama sever oğlum, hiç bir zaman hayatlarında her
şey yolunda gitmeyecek, tam böyle her şey yolunda giderken, vereceksin dramayı,
vereceksin problemi”
Bu biraz durup düşünmemi sağladı. Gerçekten hayatımdaki
problemli hatunların hepsi saçma sorunlar çıkartıyorlardı. Ben onları
düzeltmeyi düşünerek, her zaman mutlu olmaları için çalışırken, onlar her zaman
mutsuz olmak için bir uğraş içindeydi. Buna anlam veremiyordum, ama denemeye
karar verdim.
Sonucunda ne mi gördüm? Ne zaman saçma şeyler için sesimi
yükseltip kızmış gibi davransam, beklediğimin tam aksine, mutlu olmam için
uğraşmaya başlıyorlardı. Sonunda bende sıkılıyordum. Neden beni mutlu etmeleri
için onlara aksi tavırlarla bok parçalarıymış gibi davranmam gerekiyordu ki?
Neden insan gibi davrandığım zaman karşımda insan değil problem buluyordum?
Onlar için kimsenin uğraşmadığı kadar uğraşırdım ve karşılığında tek aldığım
bencil şikayetler ve memnuniyetsizlik olurdu. Mınıski şöylesin, böyle böyle
yapıyorsun veya yapmıyorsun, Mınıski o öyle mi yapılır, sana inanamıyorum
Mınıski! Omuzlarından tutup sertçe sallayarak, “senin hayatında senin için
bunun onda birini yapan biri yok! Gerizekalı fahişe” demek gelse de içimden,
“ben senin için bunu bunu yapıyorum” demek bana onların şikayetlerinden daha
aşağılık geldiğinden dolayı bunu hiç bir zaman yapmadım.
Bazı zamanlar düşünüyordum, babaları bile bu huysuzluklara
katlanmamış, gitmişler diye, bazen de bu çok acımasız geliyor ve tam aksini
düşünüyordum, bu insanlar babaları onları terkettiği için bu haldeler diye.
Muhtemelen bilge, psikoloji okumuş arkadaşımla bunun üzerine bir konuşma daha
yapmam gerekiyordu ve muhtemelen benim tam bir gerizekalı olduğumu
söyleyecekti.
Sorunlu kızları düzeltmeye
çalışmayı şunu kavradıktan sonra bıraktım; İnsanın babasından göremediği sevgi
ve şefkati sevgilisinden beklemesi ikisi için de yorucu bir durumdu. Baba
sevgisini ve şefkatini sevgililerinden beklemeleri, onlara yüklememeleri
gereken büyük bir yüktü ve haksızlıktı! Sevgilileriniz size bunu veremezdi, bu
ancak babanızdan alabileceğiniz bir sevgiydi. Sevgililerinden baba sevgisi
almak yerine beklentilerinin, “çocuğum olursa benim alamadığım sevgi ve şefkati
ona sağlayabilir mi?” olması gerekirdi.
İşte kendi kendime bu ufak aydınlanmayı yaşadıktan sonra,
kendimi yormayı bırakıp, kadınlara şefkat göstermekten vazgeçtim ve kendime
tamir edebileceğim başka şeyler buldum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder