15 Nisan 2014 Salı

Ucuz Kevaşe

“Aaaaiiyy selaaaam Monsieur Mınıski” dedi, kafamı kaldırdım, tanrım resmen yanıyordu. Sapsarı saçları açık, göğüslerini ve ince belini belli edecek bir gömlek, ve siyah ince naylon çoraplarla kaplanmış bacaklarını hiçte örtmeyen minik bir eteği, boyunu onüç ondört santimetre kadar uzatan rugan şaheserlerle tamalanıyordu. Heyecanlandım. En piç gülümsememi takınarak, “hoşgeldiniz mademoiselle, ne hoş süpriz” dedim.
Kıkırdayarak oturdu, bıcır bıcırdı. Daha önce de beni ofisimde ziyaret etmişti. Her hareketinden seks akıyordu. Kendi firmasıyla çalışmam için tatlı tatlı dil döküyordu. Benimse aklımdan yalnızca onu masaya yaslamak geçiyordu. Baştan çıkmıştım. Benden etkilenmesi için tüm kozlarımı kullanıyordum, atmadığım bakış, yapmadığım gülücük, kalmamıştı, onu tartıyordum, ona yazıyor ve ne olacağına bakıyordum, o ise her zamanki aptal sarışın kırkırdamasıyla karşılık veriyordu.
İyiydi, gerçekten bu sikik yere bu seksi halde gelme cesaretini göstermesi bile başlı başına bir şeydi. Ve o, benim bile nefesimi kesecek bu haliyle, cıvıldak şekilde kendi şirketini pazarlıyordu. Eminim tüm potansiyel müşterilere aynı şekilde davranıyordu ve eminim bu boktan yerdeki pek çok firmanın yetkilisi, onla çalıştığı anda sevişeceklermiş gibi onunla çalışmaya razı oluyordu, çünkü o bu havayı çok iyi veriyordu.
                “Bu sikik yerde” bir dükkanın önünden normal bir kız geçtiği zaman bile, dükkandan hanzonun teki çıkar, önce kıza öküz gibi bakar, kız geçtikten sonra elini sikine koyar ve bakmaya devam eder, kız gözden kaybolduğu zaman ise eli sikinde içeriye girip, kızı nerelerinden, nasıl, ne yapacağını anlatırdı.
Böyle bir yere tam olarak gönderilecek pazarlamacı buydu; Ve işte tam olarak bu yüzden, benimle asla çalışamayacaktı.
Evet fazlasıyla seksiydi, çok güzel bir kızdı ve kışkırtıcıydı. Aptal sarışın tavırlarıyla kıkırdamaya devam ediyordu. Ona birlikte çalışamayacağımızı söyledim. Şu anda çalıştığım firmadan çok memnundum. Üzülmüş surat ifadesi takındı, tanrım çok iyiydi, onu öyle gördüğünüz zaman, o bıcır bıcır aptal sarışın kahkahasını atmasını sağlamak için dünyayı ayaklarına sermek istiyordunuz.
Hayır! Yemedim. Tüm irade gücümü kullanıyordum. Kendimi bu iğrenç çevredeki öteki hanzolardan ayırmalıydım. Onlardan farklı olmalıydım. “Ama siz yine de uğrayın” dedim onla vakit geçirmek güzeldi. Sonra bana son ümidi olarak;
“Ama Monsieur Mınıski, hiç olmazsa üç sevkiyatın birini bana verin, ben üçün birini almaya da razıyım...”
İma çok açıktı, belki de bu kadar açık olmasından dolayı, onu küçümsedim, ona onu küçümseyen bir gülümsemeyle baktım. “Bu kadarı yeterli Mademoiselle, sizinle çalışmayacağız, lütfen artık gidin” dedim. O bıcırlığından eser kalmadı. Kalkıp giderken o aptal sarışın tavrından eser yoktu. Maskesini bir sonraki potansiyel müşterisine giderken yeniden takmak üzere çıkarmıştı.

O giderken arkasından kalçalarına ve şahane bacaklarına bakıp, “ucuz kevaşe” diye geçirdim aklımdan. Yine de evde kendimle vakit geçirirken zihnimde onu masaya yaslayacaktım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder