“Regl olmak üzereyim Mınıski”
dedi, “o yüzden sana çok öfkeliyim, hiç bir sebebi yok, sadece kızgınım ve
bunun için bu süre boyunca hayatını zehir edeceğim.” Etti de. Zaten hayatı
zehir etmek için regl olmasına gerek yoktu. Hiç bitmeyen yoğun tatminsizliği ve
her zaman bana bir hayal kırıklığıymışım gibi davranması yeteri kadar kötüydü,
regl öncesi daha kötü bir şey olamazdı, yalnızca aynı şeye daha sık maruz
kalırdım.
Sebepsiz yere çıkarılan kavgalar, başka bir şeye kızıp bütün
gün bana bok gibi davranması gibi teknikleriyle hayatımı zehir etmekte
başarılıydı. Ben aynısını ona yaptığım zaman, hemen ağlamaya başlıyor, ve yine
hayatımı zehir ediyordu, her iki türlü de başaramıyordum.
“Bana niye böyle dedin Mınıski” , “Nereden çıktı şimdi bu
Mınıski”, “Benimle hiç ilgilenmiyorsun Mınıski” , “O uğraşmak istediğin salakça
şeyi bırak ve benim yapmanı istediğim şeyle uğraş Mınıski” gitmesini istiyordum
ama gitmiyordu da. Madem bu kadar memnuniyetsizdi, niçin gitmiyordu?
Beni seviyormuş, ilişkimiz uğruna savaşmaya değermiş, ama
ben hiç savaşmıyormuşum sonra ağlamlar sarılmalar, sıcaklık beklemeler,
bulamadığı zamansa daha çok sinir nöbetleri ve hayatımı biraz daha zehir
etmeler.
Komik
olan neydi biliyormusun? Hayatımı çekilmez hale getirmişti ve neden ona onun
istediği gibi sevgi göstermediğimi anlayamıyordu. O kadar boğucuydu ki, onu
sevmem için bana fırsat vermiyordu. Sonuç olarak onu hiç bir zaman onun
istediği gibi sevemedim, çokta önemli değildi benim için.
Yani “beni çok sev, beni yeterince sevmiyorsun, ben seni
daha fazla seviyorum, sen beni sevmiyorsun” baskısı çok gereksiz, salakça,
şımarık ve yorucu bir baskıydı, devamlı şikayet halindeydi, neden ona olan
sevgimle yetinmiyordu? Hata üzerine hata yapıyordu. Bana aşık olduğunu
söylüyor, ben ona “bende sana aşığım” demediğim için sinir krizleri geçiriyor
ayılıp bayılıyordu. Halbuki ben ona dürüst davranmıştım, ona göre ise orospu
çocuğunun tekiydim.
Bana göre o da aşık değildi. Yalnızca bana “sana aşığım”
dedirtmeye çalışıyordu, o söyledi diye bende söylemek zorundaymışım gibi ve
geçirdiği sinir krizi de ona aşık olmamamdan dolayı değildi, asıl sebebi
istediğini yaptıramamış olmasıydı.
Ben pek bilge bir erkek olmayarak – bilgeliği geride
bırakmıştım, çünkü bu sinir bozucu hayat siken gerizekalı canıma tak etmişti –
ona bu düşüncemi de söyledim;
“Sen bana aşık olduğunu söylüyorsun, çünkü aslında benim
sana aşık olduğumu duymak istiyorsun, ve bana aşık olduğunu söylemende sadece
bana bunu söyletmek içindi, şimdi duyamadın diye bu triplere giriyorsun” tahmin
edebileceğiniz gibi karşımda bir anda bir canavara dönüştü. Bu sözcüklerle
pandoranın kutusunu açmış gibiydim. Bana ne lanetler ediyordu. Nasıl bir
adamdım ben, nasıl böyle iğrenç bir şey düşünürdüm, o çok saf, tertemiz, güzel
duygul... SİKTİR GİT
Hem aptaldı, hemde beni aptal yerine koyamaya çalışıyordu. Sonunda
hayatımdan bu zehri attığımda farkettim, bu zehri kendime ben enjekte etmiştim,
çok aptaldım. Onu istiyormuydum? Hayır, onun peşinden gittim mi? Evet,
gerçekten çok ama çok aptaldım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder