“Gitme dur!” dedi. Sadece konuşacak birini istiyordu.
Üsteklikte internetteydik. Çok alakasızdı ama o an fark ettim; O güne kadar hiç
kimse bana “gitme” dememişti. Ya gideceğim zamanı çok iyi biliyordum, ya da
kimsenin umurunda değildim, çok bir şey değiştireceğinden de değil.
Bazı zamanlar olur, bilirsinizki
karşınızdakiyle son kez konuşuyorsunuzdur. Yaşadığınız her şey, o an parçalara
ayrılıyordur ve suratına o kocaman gözlerine -telefonun veya bilgisayarın
ekranına- bakarken üzerinizde sahte bir sakinlik vardır o zamanlarda.
Muhtemelen gitmesi gerektiği için gidiyordur, ve muhtemelen siz de bunu
bildiğiniz için artık onu durdurmuyorsunuzdur, daha önceki yaşadıklarınızdan dolayı
onu durdurmaya çalışmamanız gerektiğini, ya da bunun bir işe yaramayacağını
biliyorsunuzdur.
İşte tam olarak öyle bir anda O’na “Elveda” dedim
“Vedalardan nefret ederim Mınıski” dedi.
Bu çok sikik bir “gitme” idi, bu bir gitme bile değildi, bu
bir vedaydı
ve ben, sessizce gitmiştim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder