... Kapıyı açtım, selamlaştık ve içeri giyip ayakkabılarını
çıkardı. Ayakkabıları ayağındayken gözükmüyordu, ama ayağında yeşil çoraplar
vardı. Normal bir zamanda bakıp yadırgardım fakat o an bana normal, hatta
sevimli gelmişlerdi.
Her hafta birlikte eski ve garip bir film izlerdik. Her
şeyin eskisini sevdiğim gibi filmlerinde eski ve değişik olanlarını seviyordum
ve o bu konuda bilgi birikimine sahipti. Bazen önerdiği filmlerde uyuya kalsak
da, genel olarak çok eğlenceli siyah beyaz Fransız filmleri izlerdik.
Normal zamanlardan daha keyifsiz gibiydi. "Nen var
kuzum?" diye sorduğumda da dökülmeye başlamıştı. Sevgilisiyle tartışmış,
tartışma sebebi de göğüslerinin devamlı göze batacak halde olmasıymış.
"Fakat mademoiselle, göğüsleriniz büyük, ne yapılabilir
ki?" dedim, biraz gülümsemesi için. İltifat sayılırdı ve kadınlar şakayla
karışık iltifatları yakalar ve severlerdi.
"Üzerlerine boşalabilirsin mesela?"
Bir saniye kadar sürede beynim yandı, yanlış mı duymuştum?
"Ney?"
Askılı tişörtünü çıkardı. İçinde sütyen yoktu ve üzerime
atlamıştı. O henüz havadayken kendi tişörtümü çıkardım. Bir anda bir ateş topu
halini almıştık. Ben onun kısacık kot şortunun düğmelerini açarken, o benim külodumu
bile çıkarmış, yetenekli ellerini soluk kesici şekillerde kullanmaya
başlamıştı.
Sonunda bende onu soyabildiğimde ellerinin durmasını
istemeyeceğim bir haldeydim, ancak bencil olmamalıydım. Kanepede sertçe yer
değiştirdik ve yaramaz bir salon dansına başladık. Onun tatmini, beni daha çok
kamçılıyordu. Bütün vücudumuz birbirine değerken dişlerim arasındaki alt dudağına
kadar her yeri titrediğinde çocuklarım sabırsızca beni dürtmeye başlamışlardı.
Tecrübeleriyle bunu fark etmiş olacak ki, kalktı, önümde
eğildi ve haylaz olduğu kadar erotik bir surat ifadesiyle yüzüme bakarken
yetenekli ellerini kullanmaya tekrar başladı. Çocuklarım büyük bir coşkuyla göğüslerine
doğru sıçrarken hızlı hızlı nefes alıp haykırıyordum. Sözünün eri olduğu gibi
garip bir düşünce geldi o saniyede aklıma. Zaten çocuklarımız dışarı çıktığında
aklımıza hep garip şeyler gelirdi biz erkeklerin.
Giyindik,
sarıldık, bu sefer Fransız filmi olmayan ama yine de Fransa'da geçen filmimizi
seyrettik. Film bitiminde evine dönmek üzereyken bozuk parasının olmadığını
fark edip benden bozuk para istedi. Ona iki lira verdim ve "çok
ucuzsun" dedim. O saniye bunu söylememem gerekirdi diye düşündüm ve
alnımdan yanağıma doğru bir ter damladı. Suratıma baktı ve aynı anda yüksek
sesle gülmeye başladık.
Yeşil çoraplı ayaklarına ayakkabılarını geçirdi, sarıldı,
yanağıma masum bir öpücük kondurdu ve gitti.
Bir sonraki hafta için garip ve Fransa ile bağlantısı olan
bir film bulmam gerekiyodu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder