15 Temmuz 2014 Salı

Yeşil Çoraplı Mademoiselle

... Kapıyı açtım, selamlaştık ve içeri giyip ayakkabılarını çıkardı. Ayakkabıları ayağındayken gözükmüyordu, ama ayağında yeşil çoraplar vardı. Normal bir zamanda bakıp yadırgardım fakat o an bana normal, hatta sevimli gelmişlerdi.

Her hafta birlikte eski ve garip bir film izlerdik. Her şeyin eskisini sevdiğim gibi filmlerinde eski ve değişik olanlarını seviyordum ve o bu konuda bilgi birikimine sahipti. Bazen önerdiği filmlerde uyuya kalsak da, genel olarak çok eğlenceli siyah beyaz Fransız filmleri izlerdik.

Normal zamanlardan daha keyifsiz gibiydi. "Nen var kuzum?" diye sorduğumda da dökülmeye başlamıştı. Sevgilisiyle tartışmış, tartışma sebebi de göğüslerinin devamlı göze batacak halde olmasıymış.

"Fakat mademoiselle, göğüsleriniz büyük, ne yapılabilir ki?" dedim, biraz gülümsemesi için. İltifat sayılırdı ve kadınlar şakayla karışık iltifatları yakalar ve severlerdi.

"Üzerlerine boşalabilirsin mesela?"

Bir saniye kadar sürede beynim yandı, yanlış mı duymuştum?

"Ney?"

Askılı tişörtünü çıkardı. İçinde sütyen yoktu ve üzerime atlamıştı. O henüz havadayken kendi tişörtümü çıkardım. Bir anda bir ateş topu halini almıştık. Ben onun kısacık kot şortunun düğmelerini açarken, o benim külodumu bile çıkarmış, yetenekli ellerini soluk kesici şekillerde kullanmaya başlamıştı.

Sonunda bende onu soyabildiğimde ellerinin durmasını istemeyeceğim bir haldeydim, ancak bencil olmamalıydım. Kanepede sertçe yer değiştirdik ve yaramaz bir salon dansına başladık. Onun tatmini, beni daha çok kamçılıyordu. Bütün vücudumuz birbirine değerken dişlerim arasındaki alt dudağına kadar her yeri titrediğinde çocuklarım sabırsızca beni dürtmeye başlamışlardı.

Tecrübeleriyle bunu fark etmiş olacak ki, kalktı, önümde eğildi ve haylaz olduğu kadar erotik bir surat ifadesiyle yüzüme bakarken yetenekli ellerini kullanmaya tekrar başladı. Çocuklarım büyük bir coşkuyla göğüslerine doğru sıçrarken hızlı hızlı nefes alıp haykırıyordum. Sözünün eri olduğu gibi garip bir düşünce geldi o saniyede aklıma. Zaten çocuklarımız dışarı çıktığında aklımıza hep garip şeyler gelirdi biz erkeklerin.
             
   Giyindik, sarıldık, bu sefer Fransız filmi olmayan ama yine de Fransa'da geçen filmimizi seyrettik. Film bitiminde evine dönmek üzereyken bozuk parasının olmadığını fark edip benden bozuk para istedi. Ona iki lira verdim ve "çok ucuzsun" dedim. O saniye bunu söylememem gerekirdi diye düşündüm ve alnımdan yanağıma doğru bir ter damladı. Suratıma baktı ve aynı anda yüksek sesle gülmeye başladık.
Yeşil çoraplı ayaklarına ayakkabılarını geçirdi, sarıldı, yanağıma masum bir öpücük kondurdu ve gitti.


Bir sonraki hafta için garip ve Fransa ile bağlantısı olan bir film bulmam gerekiyodu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder