Devamlı özçekim
yapıyordu, çünkü ona bayılan onlarca kişi vardı. Bende bayılıyordum. Bana kimse
bayılmadığı için, ben özçekime karşıydım. Sanırım ben yapamadığım her şeye
karşıydım ve kötülüyordum. Umrumda da değildi zaten.
Özçekimin kendisine karşı değildim
sanırım, ama bazı insanlar her gün bir kaç tane çekiyorlardı ve bu yorucuydu.
Bana bakın! Benimle ilgilenin! Beni beğenin! Övün beni! Bir çırpınıştı belki
de, ya da sadece hastalık seviyesinde kendini beğenmeydi.
Ama bazı kadınlar vardı ki, onların
her fotoğrafını beğeniyordunuz. Batmıyordu onların yaptığı özçekimler, ve
yüzlerini sadece fotoğraflarda görüyor olsanızda suratınızda bir gülümsemeye sebep
oluyordu. Götünü memesini açıp yasla bana diyenleri kastetmiyordum elbette,
yüzündeki gülümsemeyle gününüzü aydınlatabilen, suratındaki bir mimikle
midenizdeki kelebekleri harekete geçirebilen, gözündeki hüzünle rakı içirten,
hafifçe dudağını ısırdığında ise şehvetten sizi yakanları kastediyordum.
Çok
beğeniyordum, gerçekten fotoğraflarını görünce günüm daha güzel geçiyordu, ama
bundan öteye gitmiyordum. Kafası çok iyiyken bir filozofa dönüşen kızıl saçlı,
uzun bacaklı, seksi ama utangaç arkadaşım Kontes Carandes’in, kafası iyiyken –Kafası
ayıkken muhabbeti çekilmiyordu- yaptığı tespiti yaşıyordum; Bir sorununuz
vardır ve sorunun çözümü çok basit ve bellidir, örneğin sevgiliniz sizi sevmiyordur,
ayrılırsınız. Fakat siz o kadar çok seviyorsunuzdur ki, ayrılmak sizin için
daha büyük problemdir, halbuki ayrılsanız sizin için daha iyi olacaktır ama
götünüz yemez.
Ben bu durumun egolusunu
yaşıyordum. Onu istiyordum, o zaman gidip almalıydım, ama egoma “supermen punch”
yediğimden beri onu almaya gitmek daha da güçlü bir yumruk yemekti. Ayrıca onu
gidip aldığım zaman erken olacağından korkuyordum. Değişik zevklerim vardı,
kabul edilmesi kolay değildi, ve ben çok uzun zamandır başkalarının mutluluğu
için uğraştığımdan, kendi zevklerimden kısıtlanmasına tahammülüm kalmamıştı.
Eminim ben onu almaya gitmeye karar verdiğimde de çok geç olacaktı.
“Mınıski seni siktiminin korkağı”
dedi Kontes Carandes, sonra zor bastırdığı kırkırdaması kahkaya dönüştü. Yine kafası iyiydi, ama haklıydı da...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder