"Sen
beni artık sevmiyorsun Mınıski" dedi, "hiç benimle
ilgilenmiyorsun" , doğru söylüyordu, onunla ilgilenmiyordum artık,
yanıldığı nokta onu "artık" sevmediğimdi. Onu hiç sevmişmiydim
bilmiyordum, ve zaten sevmediğiniz birini tekrardan sevmemeye başlamanız olası
değildi.
Değişik bir ilişkimiz vardı. O beni seviyordu, sebebini
bilmiyordum, ona karşı her kıza davrandığımdan farklı davranmamıştım, ama o
kendini bir şekilde özel hissetmiş olacak ki beni gerçekten seviyordu. Oysa o
benim sikimde bile değildi. Arada buluşup sevişiyordum onunla, bazen onla
sevişmekten sıkılıyordum. Onu sevmiyordum, hatta o kadar sevmiyordum ki, bazen öleceğim günün
onun doğum gününe denk gelmesi için tanrıya dua ediyordum, böylece doğduğu güne
lanet edecekti, çünkü bana aşıktı.
Muhtemelen tanrı, benden yalnızca böyle boktan bir istekle
karşılaştığı için beni ciddiye almamaya karar vermişti. O ise doğum gününü kutluyordu, mutluydu.
Biraz huzurunu kaçırmak için doğum gününü kutlamamaya karar verdim. Bana tatlı
tatlı sitem etti. Umursamadım. Daha da üzüldü.
Ona tam bir pislik gibi davranıyordum. Sanırım benden bu
yüzden etkileniyordu. Bu çok saçmaydı. O bana böyle davrandığında ondan nefret
etmiştim. Bana devamlı laf söylüyor, beni aşağılıyordu, bu bana sevişirken haz
verebiliyordu, evet gariptim biraz, ama beni günlük hayatımda aşağılıyor, bana
lakaplar takıyordu ve bunu kesinlikle sevmediğimi biliyordum.
Kendi
küçük kafasında kurduğu dünyasında yaşıyordu, aslında kadınların en büyük
hayatsıydı bu, pek çoğu kendi kafalarında kurdukları dünyalarda yaşarlar,
gerçek dünyada hiç bir önemi olmayan ufak problemleri, o dünyalarının sonu
haline getirir ve hem kendilerini hem de sizi yorarlardı. Kendi küçük
dünyalarında yarattıkları insan figürlerini severler, gerçek hayatta bu yüzden
o insanlar tarafından hayal kırıklıklarına uğrarlardı.
O da pek farklı değildi, o yalnızca kendini insan sarrafı
zannediyor, ve kafasında kurduğu insanlar mükemmel değil de, her zaman sinsi ve
kötü olup onu kandırmaya çalışıyorlardı. Kendisi ise kendi kafasında o
insanları kusurlarıyla kabul eden biriydi.
Fazla tanımadığınız zaman gerçekten kendinizde kusurlar
olduğunu size düşündürüp, bunların onun için önemli olmadığını size
hissettirirdi, sıcak hissederdiniz. Ama daha sonra, sizi bambaşka yerlerden laf
sokarak vururdu. Laf sokulmasını hiç sevmezdim, kimse sevmezdi, bana çok kaypak
gelirdi, çünkü kastettiği şeyi tam olarak anlardınız, ama cevap verirseniz laf
çok kolay döner, kıvırılırdı.
İşte tam bu yüzden sikimde değildi. Bu yüzden ona bok gibi
davranıyordum ve ben ona bok gibi davrandıkça o bana daha da aşık oluyordu.
Oluyordu olmasına ama o dudaklarını konuşmak dışında yapacağı işlerde daha
faydalı kullanabiliyordu.
Hem, ağzı doluyken konuşamıyordu da...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder