13 Temmuz 2014 Pazar

Sözde Sarraf

                "Sen beni artık sevmiyorsun Mınıski" dedi, "hiç benimle ilgilenmiyorsun" , doğru söylüyordu, onunla ilgilenmiyordum artık, yanıldığı nokta onu "artık" sevmediğimdi. Onu hiç sevmişmiydim bilmiyordum, ve zaten sevmediğiniz birini tekrardan sevmemeye başlamanız olası değildi.
Değişik bir ilişkimiz vardı. O beni seviyordu, sebebini bilmiyordum, ona karşı her kıza davrandığımdan farklı davranmamıştım, ama o kendini bir şekilde özel hissetmiş olacak ki beni gerçekten seviyordu. Oysa o benim sikimde bile değildi. Arada buluşup sevişiyordum onunla, bazen onla sevişmekten sıkılıyordum. Onu sevmiyordum, hatta  o kadar sevmiyordum ki, bazen öleceğim günün onun doğum gününe denk gelmesi için tanrıya dua ediyordum, böylece doğduğu güne lanet edecekti, çünkü bana aşıktı.
Muhtemelen tanrı, benden yalnızca böyle boktan bir istekle karşılaştığı için beni ciddiye almamaya karar vermişti.  O ise doğum gününü kutluyordu, mutluydu. Biraz huzurunu kaçırmak için doğum gününü kutlamamaya karar verdim. Bana tatlı tatlı sitem etti. Umursamadım. Daha da üzüldü.
Ona tam bir pislik gibi davranıyordum. Sanırım benden bu yüzden etkileniyordu. Bu çok saçmaydı. O bana böyle davrandığında ondan nefret etmiştim. Bana devamlı laf söylüyor, beni aşağılıyordu, bu bana sevişirken haz verebiliyordu, evet gariptim biraz, ama beni günlük hayatımda aşağılıyor, bana lakaplar takıyordu ve bunu kesinlikle sevmediğimi biliyordum.
                Kendi küçük kafasında kurduğu dünyasında yaşıyordu, aslında kadınların en büyük hayatsıydı bu, pek çoğu kendi kafalarında kurdukları dünyalarda yaşarlar, gerçek dünyada hiç bir önemi olmayan ufak problemleri, o dünyalarının sonu haline getirir ve hem kendilerini hem de sizi yorarlardı. Kendi küçük dünyalarında yarattıkları insan figürlerini severler, gerçek hayatta bu yüzden o insanlar tarafından hayal kırıklıklarına uğrarlardı.
O da pek farklı değildi, o yalnızca kendini insan sarrafı zannediyor, ve kafasında kurduğu insanlar mükemmel değil de, her zaman sinsi ve kötü olup onu kandırmaya çalışıyorlardı. Kendisi ise kendi kafasında o insanları kusurlarıyla kabul eden biriydi.
Fazla tanımadığınız zaman gerçekten kendinizde kusurlar olduğunu size düşündürüp, bunların onun için önemli olmadığını size hissettirirdi, sıcak hissederdiniz. Ama daha sonra, sizi bambaşka yerlerden laf sokarak vururdu. Laf sokulmasını hiç sevmezdim, kimse sevmezdi, bana çok kaypak gelirdi, çünkü kastettiği şeyi tam olarak anlardınız, ama cevap verirseniz laf çok kolay döner, kıvırılırdı.
İşte tam bu yüzden sikimde değildi. Bu yüzden ona bok gibi davranıyordum ve ben ona bok gibi davrandıkça o bana daha da aşık oluyordu. Oluyordu olmasına ama o dudaklarını konuşmak dışında yapacağı işlerde daha faydalı kullanabiliyordu.


Hem, ağzı doluyken konuşamıyordu da...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder